Hikmet Gül’ün Mezarı Nerede? Bir İzmirli’nin Sorgulama Anları
Bazen hayat, küçük sorularla başlar. Hani şu “Hikmet Gül’ün mezarı nerede?” sorusunu düşündüğünüzde de işler tam olarak böyle başlıyor. Ya da belki siz hiç düşünmediniz, ama ben düşündüm. Hem de ne düşündüm! Çünkü, bir İzmirli olarak, her şeye fazlasıyla espriyle yaklaşan ama bir o kadar da derin düşünen biriyim. Öyle işte… Yaşım 25, ama zaman zaman içinde bulunduğum bu yaşlarda hep sorgulamalar oluyor. Bir yanda sürekli komiklik peşinde koşan ben, diğer yanda her şeyi fazla düşünen kafam.
E şimdi, Hikmet Gül’ün mezarı nerede diye soran biri olduğunda, cevabım genelde “Abi, sen hangi gezegendensin?” olurdu. Ancak bir yandan da o cevabı veren iç sesim, aslında çok daha derin bir soruyu soruyor: “Gerçekten de mezarı nerede ya?” Ya da, belki de bu kadar kafa yormamam gerekirdi… Neyse, işte bu yazıyı okumaya devam ederken, hem gülüp hem de düşünmeniz garanti.
Hikmet Gül’ün Mezarı Nerede? Şehir Efsanesi Mi, Gerçek Mi?
İzmir’de yaşayan biri olarak, “Hikmet Gül’ün mezarı nerede?” sorusu, aslında şehre ait bir şehir efsanesine dönüştü diyebilirim. Tabii ben bunu araştırırken, gülmeyerek duramadım. Hani “Nerede bu adamın mezarı?” sorusunun cevabı bu kadar kafada dolaşacak kadar gizemli olursa, o zaman gerçekten bir şeyler var demek.
Şimdi şöyle bir durumda, İzmirli biri olarak, “Hikmet Gül’ün mezarı nerede?” sorusunu ben de zaman zaman kendi arkadaşlarıma sordum. Herkesin cevabı farklıydı. Kimisi “Çiğli’deki mezarlıkta” dedi, kimisi “Yok, Buca’da” diye cevap verdi. Kimisi de “Benim bildiğim gül bahçesinde bir yeri var ama bu tür konuda doğru bilgiye sahip değilim” diyerek işin içinden sıyrılmaya çalıştı. Peki, ben ne dedim? “Abi, Hikmet Gül’ün mezarı, bizim mahallede parkın ortasında gizli bir yerin altındadır kesin!” Yani, burası İzmir, buradaki her şey biraz gizemli.
Gerçekten de merak etmeye başladım: Hikmet Gül kimdi? Mezarı nerede? Ya da, belki de bu soru, bana hiç sormadığım çok daha derin soruları sormamı sağlayacak bir kapıydı. İşte bu noktada, başımda dönmeye başlayan iç sesim devreye girdi:
“Peki ama gerçekten her şeyin mezar mı olması gerekiyor? Yani Hikmet Gül bir insan mıydı, yoksa bir efsane mi? Ya bu soruyu kafamda bu kadar takarsam? Gerçekten de burada neyi araştırıyorum?”
Mezarlıkta Esprili Bir Yürüyüş
Tabii, İzmir’de yaşarken ve bu gibi soruları kafamda döndürürken bir de mezarlık havası almak gerek. Bir arkadaşım bana şöyle demişti: “Hadi bakalım, senin o efsane soru işaretlerini gidermek için Gül Mezarlığı’na gidelim mi? Belki orada bir şeyler buluruz.” Beni tanıyanlar iyi bilir, her fırsatta şaka yaparak kafa dağıtmayı çok severim ama mezarlığa gitmek nedense biraz fazla gerçekçi geldi.
İçimdeki “gerçek” ve “espri” çatışmasını bir türlü çözememişken, o an düşündüm ki, aslında mezar yerleri bile insanın kimliğini sorgulayan derin bir mevzu. Yani, Hikmet Gül’ün mezarı nerede sorusunun cevabını bulmak bir yana, o mezar yerini düşündükçe kendi hayatıma dair yeni anlamlar keşfediyorum. “Bu kadar derin düşünmek zorunda mıyım, her şey komik olmak zorunda mı?” diye iç sesimle kavga ederken bir yandan da gülümsüyordum.
İzmir’in en huzurlu köylerinden birine gitmek, mezar taşlarını okurken bir yandan da bu tarz sorularla kafamı meşgul etmek gerçekten de garip bir deneyimdi. “Hikmet Gül’ün mezarı nerede?” sorusuna cevap bulmak için meğerse, hayatın kendisine de kafa yormam gerektiğini fark ettim.
Mezarlıkta Görülen Kişi: Hikmet Gül
Öyle ki, Hikmet Gül’ün mezarı nerede sorusunu sorarken, bir anda içimde çok başka bir düşünce canlandı: “Peki, ya ben Hikmet Gül’ün mezarını bulursam ve gerçek Hikmet Gül’ü de orada görürsem?” Herhalde hikayenin en garip ve komik anı da bu olurdu, öyle değil mi? Yani, bir mezarın başında belki de Hikmet Gül’ün hayaletini görsem, ya da belki de bir İzmirli olarak ona selam verip kahve içmeye davet etsem? O anı kafamda canlandırdıkça, gülmeden duramadım. Ama bir yandan da, belki bu düşünceler benim fazla sorgulayan bir insan olmamla ilgilidir. İzmirli olmak, bir yanda espri yapmayı sevdiğiniz bir kişilikken, diğer yanda da her sorunun bir cevabı olması gerektiğine inanmanızı sağlıyor.
Hikmet Gül’ün Mezarı Nerede? Bunu Birlikte Keşfettiğimizde…
İzmir’de yaşıyor olmanın avantajlarından biri de, her an yeni bir şeyler keşfetmeye çok açık olmanız. Mesela, “Hikmet Gül’ün mezarı nerede?” sorusunu sordum ve bu sorunun beni düşündürdüğü kadar, aslında bir yolculuk yapmam gerektiğini fark ettim. Sonuçta, bu gibi soruları sorgulamak, sadece bir efsane aramak değil, biraz da hayatı nasıl yaşadığımı, nasıl düşündüğümü sorgulamak demekti. Belki de bu yazıyı yazarken, gerçekten Hikmet Gül’ün mezarının yerini öğrenememiş olsam da, içsel olarak daha derin bir keşfe çıkmış oldum.
Tabii, bu süreçte arkadaşlarımla yaptığım esprili diyaloglar da bir hayli keyifliydi. Biri “Hikmet Gül’ün mezarı nerede?” dediğinde, bir yandan ciddiyetle cevap vermek istesem de, içimden “Vallahi ne bileyim abi, belki de ben ona bi’ çay ısmarlayabilirim” diye geçirdiğimi itiraf etmeliyim.
Sonuç Olarak: Mezarı Nerede Olursa Olsun
Sonuçta, Hikmet Gül’ün mezarı nerede olursa olsun, esas mesele, yaşamın kendisini nasıl anlamlandırdığımızda. Gülmeli, eğlenmeli, düşündürmeli ama en önemlisi derinlemesine sorgulamalı. İşte, belki de mezar sorusuna takılmamak gerektiği gibi, yaşamın sorularına da aynı şekilde bakmak gerek. Yani, her şeye bir anlam yükleyip, bir espriyle de olsa yaşamı daha renkli hale getirebiliriz. Eğer “Hikmet Gül’ün mezarı nerede?” sorusu senin de kafanda dönüyorsa, belki de bunu bir şaka yerine, hayatı keşfetmek için bir fırsat olarak görmelisin.
Özetle, İzmirli bir esprili kafayla hayatı sorgularken, Hikmet Gül’ün mezarını bulmaya çalışmak… Eh, her şeyin bir zamanı vardır. Ve belki de bu zaman, tam şu an değil ama bir gün olacak.