Hakiki Keçiboynuzu Pekmezi Nasıl Anlaşılır?
İlk Tadım: Kayseri’de Bir Yudum Umut
Kayseri’de bir sabah, penceremi aralayıp dışarıyı izlerken, baharın ilk ılık esintisi beni sarhoş etti. Ama içimde bir kıpırtı daha vardı: annem dün akşam pazardan çok güzel keçiboynuzu pekmezi almıştı. Keçiboynuzu pekmezi! O eski çocukluk hatıraları, sıcak yaz akşamları, annemin mutfakta karıştırarak yaptığı o lezzetli karışım geldi bir anda aklıma. O an, bu küçük anı bile düşündüğümde bir çeşit heyecan ve merakla doluyordum.
“Keçiboynuzu pekmezi nasıl anlaşılır?” diye sormuştum dün pazarcıya. O da “Hafif acı olmalı, kokusu keskin değil ama hafif tatlı bir yanısı olmalı” demişti. Anca o an fark ettim ki, yıllardır bu soruyu hiç sormamışım. Yıllardır annemin yaptığı pekmezi içerek büyüdüm ve bu kadar zaman sonra gerçek anlamda hakiki olup olmadığını sorguluyordum.
Annemin Pekmezi: Bir Efsane
Hatırlıyorum da, çocukken annem her kış, bu zamanlar hazırladığı keçiboynuzu pekmezini mutfakta büyük bir titizlikle karıştırır, kaynatırken etrafına sabırla yayılan o güzel kokuyu duyduğumda içim ısınırdı. Çoğu zaman sabah kahvaltılarımızda, bir dilim ekmekle ya da bazen sadece kaşıkla yediğimiz bu pekmez, bana sadece lezzet değil, aynı zamanda bir güven duygusu verirdi. Çünkü ne olursa olsun, ne kadar değişse de dünyadaki her şey, annemin yaptığı o pekmezin yerini tutmazdı. O pekmez bir anlamda güven, huzur ve evin içindeki o sıcaklık demekti.
Ama işte o sabah, pazardan aldığımız pekmezden bir kaşık alırken, o eski duyguları bir an için kaybettim. Düşüncelerim karışıktı; belki de her şey fazla hızla değişiyordu, belki de o eskiden içtiğimiz gerçek tadı bulmak imkansız hale gelmişti. O yeni aldığım pekmezi dilime alırken, içimde bir hayal kırıklığı hissettim. O tat, ne annemin yaptığı gibi yoğundu, ne de o eski köy pazarı tadındaki gibi yoğun bir lezzet vardı.
Hakiki Keçiboynuzu Pekmezi Nasıl Anlaşılır?
O an fark ettim ki, hakiki keçiboynuzu pekmezi bulmak gerçekten zormuş. Gerçek pekmez, rengi koyu kahverengimsi, yoğun ve kıvamlı olur. Ama bu aldığım pekmez, biraz daha akışkan, fazla tatlı ve bir tık da yapay bir lezzet barındırıyordu. Tadı, eski hatırladığım tatlardan çok uzaktı. “Bu kadar mı değişti her şey?” diye düşündüm.
Biraz daha dikkatle bakınca, içinde bazı kimyasalların olduğunu düşündüren maddelerin görünür olduğunu fark ettim. O an düşündüm ki, hakiki keçiboynuzu pekmezi, aslında her zaman gerçek olmalı. Çünkü içinde kullanılan doğal ürünlerin etkisi, sadece tatta değil, insanın ruhunda da bir iz bırakıyor.
Öyleyse, hakiki keçiboynuzu pekmezi nasıl anlaşılır? Öncelikle rengi, o eski koyu kahverengi olmalı. Yani, şeffaf değil, daha yoğun bir yapı. Kokusu, keskin ama hafif tatlı bir dokunuş taşımalı. Bunu içtiğinizde, o tattan bir asidik his veya yapay bir şey aramamalısınız. Hakiki olan pekmez, ilk yudumda sizi biraz hüzünlü yapar, nostaljiye kapılmanıza neden olur. Bir yudumda, o eski evler, sabah kahvaltıları, annemin mutfakta yaptığı uğraşlar gelir aklınıza.
Kaybolan Tadın Peşinden
Ama, her zaman olduğu gibi, tatlar değişir. Zaman geçer, hayat hızla akar, biz de her gün bir adım daha büyürken, eski alışkanlıklarımızı kaybederiz. Ne yazık ki, her şey eskisi gibi kalmaz, tıpkı o saf, gerçek pekmez gibi. Her şeyin sahtesi türediği bir dünyada, hakikisini bulmak zorlaştı. O yüzden, belki de kaybolan tadı bulmak yerine, o kaybolan duyguyu hatırlamak daha önemli. Hani, o eski güveni, huzuru, sıcaklığı…
Sonunda o aldığım pekmezi düşündüm ve düşündüm. Ne kadar iyi olursa olsun, belki de o eski tadı tam olarak bulamayacağım. Ama o hissi, o güveni ve o anı, bir şekilde yeniden yaşamak mümkün. O yüzden bir sonraki sabah, belki de annemin yaptığı o eski pekmezi arar ve bu kez gözümdeki yaşlar sadece bir anı hatırlamak için olur. Çünkü bazen, ne kadar kaybolsa da bir şey, bir şekilde geri gelir.
Belki de hakiki keçiboynuzu pekmezi, sadece yudumlamakla değil, o yudumu içtiğimizde kalbimizdeki o eski hissi yeniden bulmakla anlaşılır.