Aşkın Kanunu Kaç Yılında Çıktı?
Kayseri’nin soğuk sabahlarından birinde, önümde bir fincan sıcak kahve ve eski bir kitap duruyordu. O kitap, yıllar önce bana kalmıştı. İçinde ne yazdığına hâlâ çok net hatırlıyorum. Aşkın Kanunu. Ve o gün, Aşkın Kanunu kaç yılında çıktı diye düşünürken, yıllar önce okuduğum o satırlar bir anda tekrar gözlerimin önüne geldi. O zamanlar hayatımda çok fazla soruya cevap ararken, bu kitap bana bir şekilde cevap vermişti. Şimdi, o hatırladığım anı yazıya dökme zamanı geldi.
O Gün, O Kitap: Hayal Kırıklığı ve Umut
İlk kez, Aşkın Kanunu kitabını okuduğumda, tam 18 yaşındaydım. Gençliğimin verdiği o enerjik umutla, aşkın ne demek olduğunu anlamaya çalışıyordum. Kitap, sanki yüreğime bir ışık yakmış gibi geldi. İçinde kalp kırıklıklarından, ilişki sorunlarından, ve bir insanın kendisini bulma yolculuğundan bahsediliyordu. İlk okuduğumda, aşkın bir kanun olabileceğini bile hayal edemezdim. Ama oradaydım, o sayfalarda aşkın kurallarını öğreniyordum. Bu bana bir anlamda, hayatın karmaşık olduğu bir dönemde, yolumu bulmaya çalışırken bir harita sunmuş gibiydi.
Kitap 2012’de çıktı. O dönemin gençliği olarak, biraz hayal kırıklığı, biraz umut ve biraz da kaybolmuşluk hissi içindeydim. 2012, benim hayatımda bir dönüm noktasıydı. Kimi zaman sınavlardan bunalmış, kimi zaman kalp kırıklıklarıyla uğraşırken, tam da o yıllarda aşkı anlamaya çalışıyordum. İşte tam o dönemde, Aşkın Kanunu bana, aşkın sadece iki insan arasındaki bir şey olmadığını, aslında insanın kendisiyle olan ilişkisini nasıl şekillendirdiğini öğretmişti.
2012’de Ne Oldu? Aşkın Kanunu’nun Yükselişi
2012’de çıktığını öğrenince, o yıl her şeyin hızla değiştiğini fark ettim. Birçok şey bana yabancı geliyordu; okulum, evdeki işler, bazen de kalbim… Birçok soru vardı kafamda: Gerçekten seviyor muyum? Aşk bana ne öğretir? Ama Aşkın Kanunu kitabı, bana kendimi ve duygularımı anlamamı sağladı. Sadece bir aşk kitabı değildi; o, bir rehberdi. Kendine yabancılaşan bir insanın, aşkı bulmak için geçmesi gereken zorlukları ve o yolda nasıl yürünmesi gerektiğini anlatıyordu. Her sayfada biraz daha kendimi buluyordum.
O zamanlar Kayseri’de, bir kış akşamı, rüzgarın sesiyle birlikte okurken düşündüğüm tek şey şuydu: “Aşk, bu kadar zor olmalı mı? Yani neden kalp kırıklıkları ve hayal kırıklıkları var?” Ama kitap bana bir şey öğretti: Her kırıklık, yeniden ayağa kalkmayı öğrenmek için bir fırsattır.
O Günü Hatırlamak: Kalp Kırıklığı ve Gelişim
Yıllar sonra, o kitabı yeniden elime aldığımda, 25 yaşımdaydım. Şimdi, hayata biraz daha farklı bir açıdan bakıyordum. İlişkiler, kırılan kalpler, hayal kırıklıkları… Tüm bunlar, aslında büyümenin bir parçasıydı. Aşkın Kanunu’nu okurken, artık kendimi çok daha sağlam hissediyordum. O kitabı tekrar okurken, ilk okuduğumda hissettiğim hayal kırıklığı yerini bir tür olgunluğa bırakmıştı. Aşk, bir kanun olabilir miydi? Belki de evet. Çünkü Aşkın Kanunu, her insanın kendini bulmasına olanak tanıyordu.
O günden sonra, her kalp kırıklığını bir ders olarak aldım. O zamanlar bana hayat zor geliyordu ama şimdi biliyorum ki, her şey zamanla doğru yerini buluyor. Aşkın Kanunu’nu okuduğumda yaşadığım o kırıklık, beni bugünkü halime taşıdı. Bugün, Aşkın Kanunu’nun sadece bir kitap değil, bir yaşam biçimi olduğunu anlıyorum.
2012’de Aşkın Kanunu’nu Okumak: Bir Devrin Sonu
Aşkın Kanunu 2012’de çıktı, ama o tarihin sadece bir başlangıç olduğunu düşündüm. O kitabı okuduktan sonra aşkın, hayatın kanunlarından biri olduğunu fark ettim. Tıpkı zamanın bir kanun gibi ilerlediği gibi, aşkın da kuralları vardı. Belki her şey her zaman istediğimiz gibi gitmiyordu ama bir şekilde yol alıyorduk. Aşkın gerçek kanunu, insanın kalbini dinlemekteydi. 2012’de başladığım yolculuk, şimdi farklı bir noktada, daha olgun ve anlam dolu bir şekilde devam ediyor.
O günden bugüne çok şey değişti. Ama o kitabın öğrettikleri, hala kalbimdeki yerini koruyor. Hayal kırıklıkları, umutlar, başlangıçlar ve sonlar; her bir duygu, aşkın bir parçasıydı. 2012’de Aşkın Kanunu çıktı, ama aslında ben onu hayatımda her gün yeniden buluyorum.